 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
KALP SAĞLIĞIMIZIN EN BÜYÜK DÜŞMANI TÜTÜN
MAMULLERİDİR STRES KALBİMİZ İÇİN EN ZARARLI OLGULARDAN
BİRİDİR TEMBELLİK VE HAREKETSİZLİK KALP RAHATSIZLIKLARININ
TEMEL SEBEPLERİ ARASINDADIR. KIZARTMA TÜRÜ AŞIRI YAĞLI BESİNLER, YÜKSEK KOLESTEROL
SEBEBİDİR KALBİMİZE DOST GIDA VE BİTKİLER:
BROKOLİ ÇAM FISTIĞI ELMA HAVUÇHaftada beş
kere yendiği takdirde Harvard'ın araştırmalarına göre kadınlarda
kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor.
Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında
azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri
tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri
yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık
sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler,
kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun
kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür,
ülserdeki şikayetleri giderir. Kansere karşı etkili olduğu gibi
cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini
güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari
durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en
büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını
engelleyen A vitaminine
dönüşebilmesi. ISPANAK SARIMSAK TAZE FASULYE DÜZENLİ EGZERSİZ, KALP KRİZİ RİSKİNİ
AZALTIR. YÜZMEK, KALBİNİZİ
GÜÇLENDİRİR. DÜZENLİ EGZERSİZ, KALP KRİZİ RİSKİNİ
AZALTIR. MERDİVEN ÇIKMAYI İHMAL
ETMEYİN! BİLİM, DUA EDİLEN KİŞİLERİN DAHA KOLAY İYİLEŞTİĞİNİ
KANITLIYOR... DUANIN İYİLEŞME SÜRECİNDEKİ ETKİSİ BİLİM DÜNYASININ EN
ÇOK TARTIŞILAN KONULARINDAN BİRİ HALİNE GELDİ. BİR ÇOK BİLİM ADAMI
DUANIN BİLİMSEL OLARAK ARAŞTIRILAMAYACAĞINI ÖNE SÜRERKEN DİN
ÇEVRELERİ DE "ALLAH(C.C.)'IN GÜCÜNÜN" SORGULANAMAYACAĞINI SÖYLÜYOR.
ANCAK TARTIŞMALARA RAĞMEN BU KONUDAKİ ARAŞTIRMALAR SON HIZLA DEVAM
EDİYOR.
 KALP DOSTU SEMİZOTU, OMEGA-3 DEPOSUDUR
 B1, B2, B3, B6 ve E VİTAMİNLERİ BARINDIRAN CEVİZ,
DAMAR SERTLİĞİNİ ÖNLER
 KIRMIZI ÜZÜM VE ÇEKİRDEĞİ, KALP SAĞLIĞINIZ İÇİN ÇOK
GEREKLİDİR.
 ZEYTİNYAĞI, KALP DOSTU GIDALAR İÇERİSİNDE EN
ÖNEMLİLERİNDEN BİRİDİR | |
|
|
KALP HASTALIKLARI VE
DAMAR TIKANIKLIKLARI NEDİR?
Dünyadaki
insan ölümlerine en fazla sebep olan hastalık olarak literatüre
geçen bu rahatsızlık Türkiye'de tüm ölümlerin %35'ini
oluşturmaktadır.
KALP VE DAMAR
TIKANIKLIĞI HASTALIKLARININ BAŞLICALARI A. KORONER KALP
HASTALIĞI B. HİPERTANSİYON C. KAN PIHTILAŞMASI D. PERİFERİK
VASKÜLER
Kalp
hastalıklarının başlıca nedeni, damar sertliğidir. Yüksek
kolesterol, sigara, yüksek tansiyon, genetik sebepler, yanlış
beslenme ve çevrenin olumsuz etkisiyle esnek ve pürüzsüz yapıdaki
damarlar, zamanla sertleşip tıkanmaktadırlar. Sertleşip hasar gören
bölgelerde kolesterol ve farklı maddeler plaklar oluşturmaya ve
damarın o bölgesini yavaş yavaş tıkamaya başlar.
Damarlar
tamamen tıkandığında da ya da bir kan pıhtısı bu damarı tıkadığında,
kalp krizi meydana gelir. Atheros klerozun (damar sertliği) en
korkutucu yönü ise sessiz bir hastalık olmasıdır. Bazen hiç bir
belirti vermeyen bu rahatsızlık, %85lere kadar daralmaya sebep olsa
da, bu olay anlaşılamaz.
Erkeklerde daha genç yaşta ve sık
olarak rastlanan bu hastalık kadınlarda östrojenin koruyucu
etkisiyle daha az ve geç yaşlarda görülmektedir.
KALP-DAMAR HASTALIKLARINDAKİ RİSK
FAKTÖRLERİ
Atherosklerozun
oluşumunda tüm uzmanların ortaklaşa kabul ettiği risk faktörleri
kalıtsal yatkınlık, fazla yağlı ve kolesterollü diyet, sigara
kullanımı, aşırı stres ve hareketsizliktir.
Şunu unutmamalı
ki, kalp hastalıklarında birinci etmen beslenme değil, sigaradır.
Koroner hastalıklarının yarısı klasik risk faktörleriyle
açıklanır: Sigara, yüksek kolesterol ve Yüksek Tansiyon.
YÜKSEK KAN KOLESTEROLÜ
 Normal
ve Tıkalı Damarlar Kolesterol, kalp-damar hastalıklarına yol
açan en büyük nedenlerden biridir. 1984 yılına gelene dek
kolesterolün zararları bilinmekteydi, ama 150 milyon dolara malolan
bir araştırma, önemli bir gerçeği gözler önüne serdi: Kolesterolün
%1 azaltılmasıyla kalp krizi riskinin %2 azaldığı ortaya kondu. On
yıl süren araştırmalarda, aynı yaş, kilo, sigara alışkanlığı ve
tansiyona sahip erkeklerden kolesterolü %10 daha düşük olan
hastaların kalp krizine yakalanma şansları %20 düşüyordu. Ulusal
Sağlık Enstitüleri tarafından yapılan bu araştırmadan sonra başka
geniş kapsamlı araştırmalar da benzer sonuçlar vermiştir:
Kolesterolü azaltmak atheroskleroz ve kalp krizi riskini
azaltmaktadır.
KOLESTEROL
NEDİR? Kolesterol vücudumuzun ihtiyaç duyduğu, yağ
benzeri maddelerdir. Bu maddeler hem vücut tarafından üretilir; hem
de dışardan besin yoluyla alınır. Kandaki kolesterolün yaklaşık %
85'ini vücut kendi üretir, % 15'ini besinlerden alırız. Vücudumuzda
karaciğer tarafından üretilen kolesterol; et, tavuk, süt, yumurta
gibi hayvansal ürünlerde bulunur. Aynen insanlarda olduğu gibi
hayvanların da her hücre zarında kolesterol vardır. Bu yüzden
yediğimiz et veya tavuk tamamen yağsız gözükse dahi, kolesterol etin
her yerinde bulunduğundan, yediğimiz etin kolesterolünü de kendi
bünyemize geçirmiş oluruz. Ne yazık ki, hayvani gıdalardan aldığımız
kolesterolün bir çoğu fazlalıktır, ve kullanılamayan kolesterol
vücutta birikir; bu da kalp hastalıkları başta, bir çok hastalığın
nedeni olabilir.
 Sigara
ve Madde bağımlılığı sizi farklı bir dünyaya taşır Kolesterol
yağa benzer bir yapıda olduğundan, yüksek oranda sudan oluşan kanın
içinde tek başına dolaşamaz. Karaciğerden hücrelere gidip gelebilmek
için taşıyıcılara ihtiyacı vardır. Bu taşıyıcılara lipoprotein
diyoruz. Kolesterolü taşıyan iki tip taşıyıcı bulunuyor kanımızda :
Kötü huylu kolesterol denilen, düşük yoğunluktaki lipoproteinler
(LDL) ve iyi huylu olanı: yüksek yoğunluktaki lipoproteinler (HDL).
LDL'ye kötü huylu denmesinin nedeni, karaciğerden aldığı
kolesterolü hücrelere taşırken, bazen damar çeperlerinde düşürerek,
kanda erime özelliği olmayan bu maddeciklerin birikmesine, plak
oluşturmasına neden olmalarıdır. Oysa HDL, hücrelerdeki fazla
kolesterolü alıp, safraya dönüştürülmek üzere karaciğere geri taşıma
görevini üstlenmiştir. Ayrıca damarlara yapışmış olan kolesterolü de
elektrikli süpürge gibi çekip alarak temizlemek yine HDL'ye düşer.
Dolayısıyla HDL'mizin yüksek olması kolesterolün damarlarımıza
yaptığı zararı azaltabilir. Ne yazık ki Türkler üzerinde yapılan
araştırmalarda, bizim HDL düzeylerimizin genetik olarak düşük olduğu
ortaya çıkmıştır. (İdeal rakamlar kadınlarda <45, erkeklerde
<35 mg/dl.dir.) Hafif bir spor yapmanın, bir kadeh kırmızı
şarabın ve zeytinyağının iyi kolesterolü yükselttiği ispatlanmıştır.
Total kolesterolü yükselten ve düşüren faktörler ve gıdaları aşağıda
inceleyeceğiz.
Total kolesterol ve LDL ve HDL düzeyleri için
rakamlar şöyledir: (mg/dl)
| |
TOTAL KOLESTEROL |
LDL |
HDL |
| İDEAL |
200'den az |
130'dan az |
35'ten fazla (erkek) |
| SINIRDA RİSK |
200-239 |
130-159 |
45'ten fazla (kadın) |
| YÜKSEK RİSK |
240'tan fazla |
160'tan fazla |
|
Kandaki
kolesterol düzeyimizi ölçtürdükten sonra, genellikle aklımızda total
kolesterol değeri kalır. Bu yanlış sayılmaz, ne de olsa total
kolesterolümüzün % 70-90'ı kötü kolesterol yani LDL'dir. Ama iyi ve
kötü kolesterol düzeylerimizi bilmemiz yararlıdır. LDL'nin 160'ı
aşması, tehlike sinyalleri verir. Koroner kalp hastalığı olanların
LDL'yi 100 mg/dl altında tutması gerekir.
 Vücudumuzdaki
atar damar sistemi Kolesterolü düşük tutmak için neler yapmalı?
Kalıtımsal faktörlerin dışında, hiç bir etkenin kandaki kolesterol
düzeyini diyet ve fiziksel hareketlilik kadar etkilemediği defalarca
doğrulanmıştır.
BESLENME:
Genel kural; besinlerden alınan hayvansal yağ ve kolesterol
miktarını mümkün olduğunca azaltmaktır. (Balıkyağı hariç)
KAÇINILMASI GEREKENLER:
Sakatat, katı yağlar, etin yağlı kısımları, kıyma, hamburger,
salam, sosis, sucuk, tavuğun derisi, kızarmış balık, karides,
kalamar, havyar, ahtapot, midye tava, çedar,kaşar ve krem peynir
tipi yağlı peynirler, yağlı sütle yapılmış tatlılar, poğaça, açma,
kurabiye, çikolata, yağlı kek ve benzerleri, pasta, krema,
kızartmalar, cips, kaymak, yağlı yoğurt ve mayonez, hazır soslar,
hindistan cevizi, fazla şekerli, tuzlu ve rafine edilmiş gıdalar.
DOKTOR KONTROLLERİNİN PERİODİK OLARAK UYGULANMASI,
KALP-DAMAR SAĞLIĞINIZ İÇİN ÖNEMLİDİR YENİLEBİLENLER: Tüm sebze ve meyveler,
baklagiller (fasulye, mercimek,nohut, bezelye...), soğan, sarımsak,
esmer ekmek, makarna, çavdar ekmeği, yulaf, mısır gevreği, bulgur,
pirinç, patates, yarım veya yağsız süt, peynir ve yoğurt; haftada
3-4 yumurta*, yağsız tarafından dana eti, tavuk, hindi, sıvı
yağlar(tercihen zeytinyağı), ceviz, fındık, badem, kestane,
istiridye, yağsız sütle yapılan muhallebi, sütlaç gibi tatlılar,
ızgara veya buğulama balık (özellikle kuzeyin yağlı balıkları,
somon, ton, lagos, orfoz...vs.)
*Uzun süre yumurta, çok
kolesterol içerdiği için kısıtlanmaktaydı. Sonradan yapılan
araştırmalarda, kendi kolesterol içeren gıdalardan çok, trans yağ
asitleri taşıyan (yani margarin gibi hidrojene edilmiş), doymuş yağ
içerenlerin daha zararlı olduğu görüşü önem kazandı.
ÖNEMLİ
NOT: Yağlı balıkları hazırlarken, dışardan yağ eklenmemeli. Balık
yağında iyi kolesterolü artıran, dolayısıyla total kolesterolü
düşüren omega 3 asitleri vardır, dolayısıyla çok faydalıdır. Ayrıca
zeytinyağında da aynı asitler mevcuttur. Bu yüzden Akdeniz tipi
beslenenlerle, yağlı balık yiyen Eskimolarda hemen hemen hiç damar
rahatsızlıkları görülmemektedir.
Tüm yemekleri, makarna,
pilav dahil, mümkün olduğunca zeytinyağıyla yapmalı. Ayrıca
eczaneden alınan balıkyağı haplarından kullanılabilir. Doymamış
yağlar kolesterolü düşürse de, yağın her türü kilo aldırdığından çok
fazla tüketilmemeli. Ayrıca yulaf, kepek ve taze sebze meyvenin,
soya ürünleri ve baklagiller gibi lifli gıdaların da kolesterol
düşürmede etkisi büyüktür. Ana mönüyü bunlar oluşturmalı.
 Tıkalı
koroner ve zarar görmüş kalp dokusu. Amerika'da yaşayan ünlü
kalp cerrahı Dr. Mehmet Öz, "Şifayı Yüreğinde Ara" adlı kitabında,
atherosklerozlu hastalara eti, kaymağı alınmış süt ve yağı alınmış
yoğurt dışında süt ürünlerini yasaklıyor. Yasak olmayan yağları, saf
zeytinyağı ve günde 2 çorba kaşığı keten tohumu yağı olarak
tanımlıyor. Sebzeler, tahıllar, baklagiller, fasulye ve tamamen
karbonhidratlara dayalı bir beslenme rejimi öneriyor.
Dr.
Öz, günümüzde yemekte olduğumuz sanayi ürünleri gerekli vitamin
düzeylerinden yoksun oldukları için, çok zaman takviye vitaminlere
gerek olacağını ekliyor. (Takviye konusunda kendisi bazı
tavsiyelerde bulunmakla beraber, en uygun seçim ve dozajlar için
uzmanlara danışmanın faydalı olacağını belirtiyor.) Bu arada,
koroner atardamar hastalığı bulunanların mutlaka homocysteine
düzeylerini kontrol etmeleri gerektiğini ve yüksek bulunduğu
taktirde, folik asit, B6 ve dilaltı B12 takviyesiyle tedavi
edilmelerinin önemini belirtmektedir.
Şayet diyet,
kolesterolü düşürmekte yeterli olmazsa, mutlaka doktor önerisiyle
diyetin yanı sıra ilaç tedavisine de başvurmalı; ama kesinlikle
kolesterolün yüksek seyretmesine müsaade edilmemeli.
YÜKSEK TANSİYON
YÜKSEK TANSİYON KALP KRİZİNE YOL
AÇABİLİR Çok sık rastlanan ve çok önemli bir
hastalıktır. Çünkü felç olasılığını artırır; böbrek hastalıklarına
ve daha az olmak kaydıyla kalp krizlerine yol açabilir. Tansiyon,
kanın atardamar üzerindeki kuvvetidir. İki sayı ile kaydedilir. Kalp
çarptığı andaki basınç yüksek tansiyonu oluşturur, küçük tansiyon
ise, kalbin dinlendiği andaki kuvvettir. İki kere veya daha fazla
yapılan ölçümlerde, 140/90 mmHg'nin üstünde çıkan rakamlar yüksek
tansiyona işaret eder. Yüksek tansiyonun zamanla damar sertliğini
hızlandırması söz konusudur.
Yüksek tansiyonda genetik
faktörlerin rolü olduğu sanılıyor. Yaş ve kilo da nedenler
arasındadır. Şişmanlıkla yüksek tansiyon arasında bağlantı olduğu
iyi bilinir. Genelde hasta zayıflayınca, tansiyonu da düşer ve başka
tedaviye gerek kalmaz. Çok tuzlu ve potasyumdan zayıf gıdalar
yemenin tansiyonun çıkmasına etki ettiği ileri sürülmektedir.
Potasyum kaybını önlemek için, sebzeleri buharda ya da az suda ve
içine tuz koymadan pişirmek gerekmektedir.
Vejetaryenlerin
tansiyonu genelde düşüktür. Bunun nedeni bol sebze tüketmeleri ve bu
sayede bol potasyum almaları olabilir. Tuzun azaltılmasıyla beraber,
yukarda bahsedilen doğru yöntemle yemek pişirmek, hafif yüksek
tansiyonu ilaçsız da tedavi etmeye yetebilir.
SİGARA VE ALKOL KULLANIMI Dünyada her
yıl 3 milyonun üstünde kişinin sigaranın yol açtığı hastalıklardan
öldüğü bilinmektedir. Bu ölümlerin dörtte biri kalp
hastalıklarından, üçte biri ise kanserden kaynaklanmaktadır.
Sigaranın kalp hastalığı riskini 20 kat arttırdığı
bilinmektedir.
Sigara kalbe çeşitli zararlar vermektedir.
Bunlardan biri damarların içinde plakların birikmesine yardımcı
olmasıdır. Nikotin kalpte ritim bozukluğuna ve kalbe giden
damarlarda büzüşmeye yol açar. Sigaranın HDL (iyi kolesterol)
düzeyini düşürdüğü de bilinmektedir. Sigara içenler diyetlerindeki
yağ miktarını azaltsalar bile HDL yükselmemekte, ancak sigara
kesilince yükselmeye başlamaktadır. Sigara içilen evlerde büyüyen
çocuklarda da HDL düşüklüğü gözlenmiştir. Bu çocukların damarları,
ne yazıktır ki diğer akranlarına oranla daha yüksek bir hızla
tıkanmaktadır. (Atheroskleroz bazen çok erken yaşlarda
başlayabilmektedir. Örneğin, Kore Savaşı sırasında ölen Amerikan
askerleri üzerinde yapılan otopsiler sonucunda, ortalama 20
yaşlarındaki bu askerlerin dörtte üçünde önemli oranda atheroskleroz
olduğu ortaya çıkmıştır.
KALP KRİZİ ÖLÜMCÜLDÜR! Sigara içme,
kişilerin beslenme ve metabolizmasını da etkilemektedir. A ve C
vitaminleri ve beta-karoten düzeyleri düşük çıkan tiryakiler, kanser
ve kalp hastalıklarından korunmada etkili olan bu vitaminlerden
yeterli derecede yararlanamamaktadırlar.
Sigara genellikle
alkolle beraber tüketilir ve alkolün de bazı hastalıklar açısından
risk faktörü olduğu bilinmektedir. Aşırı alkol tüketiminin kalp ve
damarlar üzerinde kötü etkileri vardır. Bunlar kalp ritminin
bozulması, tansiyonun yükselmesi, kalp kasının genişlemesi ve
zayıflamasıdır. Ayrıca şişmanlamaya da etkisi vardır.
Kalp
dışındaki organlara da zararlı etkileri olan alkolü azaltmakta büyük
faydalar vardır. Az miktarda alınan alkol, özellikle kırmızı şarap
(günde 1-2 kadeh) HDL'yi yükseltmekte, damarda pıhtı oluşumunu
azaltmaktadır.
HAREKETSİZLİK Çağımızda teknolojik
ilerlemelerle, artık her yere arabayla gidilir olması, binalarda
asansör kullanımı, yaşam kolaylaştıran otomatik makinaların
yaygınlaşması, boş zamanlarımızı daha çok tv veya bilgisayar başında
geçiriyor olmamız gibi nedenlerle fiziksel aktivitelerimiz bir hayli
azaldı. Hele ki aktivite azlığımız, aşırı yeme ya da yağlı ve
şekerli gıdaları fazla tüketme alışkanlığıyla birleşince; kalp,
şeker ve kanser gibi hastalıkların artması da kaçınılmaz oldu.
Özellikle büyük kentlerde hareketsizliğin neden olduğu hastalıklara
yakalananların sayısı artmaktadır.
 Tıkalı
damarda kan pıhtılaşması Çağdaş yaşam pek çok kolaylığı
beraberinde getirerek bizi tembelliğe sürüklediği için, bununla baş
etmenin yolu spor yapmaktan geçiyor. Sporun en önemli etkisi kalp ve
damarlar üzerindedir. Spor, kalp kasını güçlendirir, kan dolaşımını
kolaylaştırır, kilo vermeyi sağlar, iyi kolesterolü yükseltir,
stresle savaşmaya yardım eder. Kalp sağlığı için mutlaka futbol,
basket, koşu gibi sporlar yapmak gerekmez. Yürüyüş veya bisiklete
binme belki de en idealidir. Her gün bir saat yürümek vücudu dinç
tutmaya yeter. Bunu yapamayanların için, en azından haftada 3 gün,
tempolu bir yarım saatlik yürüyüş çok büyük fayda sağlayacaktır.
 Normal
ve Tıkalı Damarlar Önemli Bir Not: Diyabetli hastalarda koroner
rahatsızlıklara yakalanma riski yüksek düzeylerdedir. Dr. Mehmet Öz,
kendi çalıştığı merkezdeki koroner hastalığı bulunanların %30'unda
diyabet de bulunduğunu belirtiyor. Bu hastalara bol lifli, düşük
proteinli ve kompleks (rafine edilmemiş) karbonhidratlı bir rejime
ek olarak, günde 200 mg. krom önerdiklerini söylüyor. Krom, glikozun
hücrelere aktarılmasında ensüline işbirliği eder ve diyabetlilerde
yüksek glikoz düzeylerinin tedavi edilmesine yardımcı
olabilir.
AMERİKA'DA YAŞAYAN TÜRKİYE'NİN GURUR
KAYNAĞI ÜNLÜ KALP CERRAHI DR. MEHMET ÖZ'DEN
ÖĞÜTLER Türkiye artık onu çok yakından tanıyor. Yüzlerce
basarili kalp ameliyatının yanı sıra son olarak "yapay kalp
mucizesi"ne de imza attı. Geçen gün Dr. Öz'ün de içinde bulunduğu
ekip, Amerika'da 59 yaşında bir hastaya yapay kalp nakletti. İşte
Doktor Öz'ün hastalarına tavsiye ettiği ilkeler:
1.SİGARA İÇENİ AMELİYAT ETMEM. Sigarayı
bırakmayan hastayı kesinlikle tedavi etmem. Sigaranın belki de en
büyük düşmanlarından biriyim. Çünkü insani öldüren bir şey. Hasta
kendini öldürmeye karar verdiyse ben ne diye onun için uğraşayım ki,
şifa bekleyen onca hasta var, enerjimi onlara harcarım.
2.SEVGİSİZ İNSANIN KALP RİSKİ
YÜKSEK. İnsanlara severek kızarım. Herkesin de böyle
yapmasını tavsiye ederim. Çünkü sevgisiz, kötülük düşünen,beddua ve
küfür eden insanin kalp krizi riski ve olum oranı çok daha yüksek.
3.DUA ETMEK İNSANI
İYİLEŞTİRİR. Ben inançlı biriyim. Her ameliyatımda mutlaka
dua ederim. Bence duanın, meditasyon, şifa gibi, iyileştirici
özelliği var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua
ettiriyorum. Bunun sağlıklarına çabuk kavuşmalarında müthiş bir
etkisi var.
4.DOĞU TIBBI ÇOK
GEREKLİ. Ben de " klasik " tip adamıyım ama alternatif yani
tamamlayıcı tip yöntemlerini reddetmiyorum. Akupunktura yüzde 100
inanıyorum. Çinliler bu minnacık iğnelerin sırrını çözmüş. Ama bu
tur tamamlayıcı tedavilerde insanin istemesi çok önemli. Doğu
tıbbında özgür irade on planda. Ayrıca bitkisel ürünlerin bu
konudaki gücü de tartışılmaz.
5.HİPNOZ ETMEDEN AMELİYAT ETMEM. Ben ve
ekibim ameliyatlarım öncesinde hipnoz kullanıyoruz. Çünkü hasta
heyecanlanıp kalp krizi geçirebiliyor. Sakinleştirici verdiğimde de
sorunu geçici olarak çözmüş gibi oluyorum ama kökenine inmediğim
için problem devam ediyor. O nedenle hipnoz yapıp sorunun kaynağına
iniyorum. Hasta daha çabuk sağlığına kavuşuyor.
6.HER GÜN ASPİRİN İÇMELİ. Hayatımda ilaç
kullanmadım. Zorda kalmadıkça kimseye de tavsiye etmem. Ama herkese
her gün mutlaka bir aspirin içmesini salık veriyorum. Ben de
içiyorum. Aspirinin kani sulandırdığını biliyorduk ama simdi yeni
faydalarını da öğreniyoruz. Örneğin,vücuttaki birçok doku tahrişini
önlediğini yeni öğrendik. Aspirin ömrü uzatıyor.
SAĞLIKLI BESLENMEDE DİKKAT EDİLECEK
KONULAR Çay yerine ıhlamur içilmeli. Günde en fazla iki
çay ya da kahve içebilirsiniz. Fazlası zararlı. Ancak ıhlamur
kesinlikle zararlı değil, dilediğiniz kadar için.
Sarımsak
müthiş bir bitki... Vücudu koruyan hücreleri destekliyor,tansiyonu
düşürüyor. Sarımsaktan çıkan maddeyi yüksek tansiyonlu kişiye
kullandığımızda, tansiyonu hemen düşüyor. Her gün birkaç diş
sarımsak yenmeli.
Başka bir mucize sebze de ayşekadın
fasulye. Türkiye'de bol üretilen bu sebze bence her öğün, özellikle
de çiğ olarak mutlaka sofrada bulunmalı. Vücuda müthiş yararlı bir
bitki.
Semizotu da içindeki Omega 3 nedeniyle son derece
faydalı. Çiğ yenirse, daha da yararlı. Biz her gün ailecek öbek öbek
çiğ semizotu yiyoruz.
Et yiyecekseniz, yanında mutlaka çiğ
domates de olmalı. Çünkü domatesin içindeki Lcyopin adli
antioksidan, etteki zararlı Omega 6'lari yararlı hale dönüştürüyor.
Kayısı çok yararlı ancak 1 günde 1 avuçtan fazla yenmemesi
gerekiyor. Karpuz ve kavunda ise ince bir dilim tercih edilmeli.
Üzüm ve muz, çok yüksek dozda şeker içerdiği için daha az
tüketilmeli.
Her sabah aç karnına içilen bir bardak ılık
suyun ardından bir avuç ceviz çok iyi gelir. Ben her sabah alıyorum.
Artık sütün de 'Sağlıklı olanı" çok zor bulunuyor.
Hayvanlara verilen hormon ve antibiyotikler süte karışıyor ve
saflığını yok ediyor.
Çocuklara soya sütü içirilmeli. 35
yasin üzerindekilere sütün içindeki laktoz pek iyi gelmiyor. Laktozu
alınmış süt yerine ise de bol bol su içilmeli.
Balık hariç,
kırmızı etle beyaz et ayni. Çünkü hem danaya, hemde tavuğa yüksek
dozda hormon ve antibiyotik veriliyor. Et yenecekse, hepsi
yenebilir. Fark etmez!
Beyaz pirinç ve beyaz un son derece
zararlı. Çünkü her ikisi de yanınca şekere dönüşüyor. Yani ha avuç
avuç toz şeker yemişsiniz ya da pilav ya da beyaz undan yapılan
ekmek... Arada fark yok. Pilav ve ekmek için esmer un ya da esmer
pirinci tercih edin.
Lahana zayıflamak için çok ideal. Hazmı
zor olduğu için tıkar ve kalorisi çok düşük.
Şişmanlık en az
sigara kadar tehlikeli. Hatta sigaradan da çok. İdeal kilodan daha
düşük kilolu olan insanlar uzun omurlu oluyor. İdeal rejimler 1
haftada 1 kilo verdiren rejimlerdir. Diğerlerine aldanmamak lazım.
Eğer haftada 1 kilodan fazla kaybediliyorsa, vücuttan sadece su
kaybediliyordur dikkat!.
 KALP KRİZİ VE DAMAR
TIKANIKLIKLARI İÇİN

HERBALİST BOZKURTBEY'İN BİTKİSEL
REÇETESİ Herbalist BOZKURTBEY'in en sık reçete yazdığı
sorunlar arasında 15 yılı aşkın süredir kalp-damar tıkanıklıkları
gelmektedir. %100 tıkalı damarlardan geçemeyen bitkisel
ilaçlar bu damarların yan dalları olan kılcal damarlardan geçerek bu
damarları temizleyerek genişletmekte, ayrıca %95 e varan tıkalı
damarlarda ise 4 aylık bir sürede 20 yaşındaki sağlıklı bir insanın
kalp damarları seviyesine varan temizlik yapmakta ve kalp krizi
riskini yok etmektedirler. 14 bitkisel eterik yağın, yardımcı
bitkilerin ve diğer ürünlerin bileşimi olan bu reçeteler yıllardan
beri binlerce kalp-damar hastasının ameliyat ya da balon tedavisi,
stent takma gibi klasik tedavilere başvurmaksızın tam şifa
bulmalarını sağlamıştır. Rejime ve egzersiz programına da
uyularak ikişer aylık iki dönem kullanacağınız bu reçetelerin
sonuçlarını 4 ay sonunda anjiyo yaptırdığınızda doktorunuzla beraber
görecek ve minnettar olacaksınız. Bitkisel drog ve yoğunlaştırılmış
bitki özleri reçeteleri 2 aylık olmak üzere 500 Euro tutmakta, ve
ilgili firma tarafından en seri ve güvenilir şekilde kargo yoluyla
adresinize teslim edilmektedir. Herbalist BOZKURTBEY'in icat
niteliğindeki bu bitkisel reçetesi ve başarıları, yerli ve yabancı
basında zaman zaman yer almakta, tamamen iyileşerek ölümden dönen
binlerce hasta ise başarısının ve ününün bir kanıtı olarak kendisine
şükran duymakta ve hayır dua etmektedirler.
GEÇMİŞ OLSUN
| |